Gebelikte otizm nasıl belli olur ?

Serkan

New member
Bence internet tartışmalarında en sık yapılan hata tam olarak burada ortaya çıkıyor: Risk faktörü, neden ve kader birbirine karıştırılıyor.

Anne Karnındaki Bebekte Otizm Belirtisi Olabilir mi?

Bu soruya biraz daha dikkatli cevap vermek gerekiyor.

Gebelik sırasında bebeğin hareketleri, büyümesi veya ultrason görüntüsündeki bazı farklılıklar üzerinden “otizm belirtisi” çıkarmak güvenilir değildir.

Bebeğin çok hareketli olması, az hareket etmesi, belirli bir pozisyonda durması, ultrason sırasında yüzünü göstermemesi ya da belirli bir hareketi yapması otizm tanısı koydurmaz.

Aynı şekilde gebelikte annenin yaşadığı stres, uykusuzluk, mide bulantısı veya duygusal dalgalanmalar da tek başına bebeğin ileride otizmli olacağını göstermez.

Otizm tanısının davranışsal gelişim üzerinden yapılmasının temel nedeni de bu. Çocuğun sosyal iletişimi, göz teması, ortak dikkat, dil gelişimi, tekrarlayıcı davranışları ve duyusal özellikleri zaman içerisinde gözlemlenebilir hale geliyor.

CDC'ye göre tanısal değerlendirme çocuğun gelişim öyküsü ve davranışlarının profesyonel değerlendirilmesine dayanıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri+1

Erkekler ve Kadınlar Bu Konuya Neden Farklı Bakabiliyor?

Forumlarda bu konuyu konuşurken anne ve baba perspektiflerinin farklılaşabildiğini görüyorum. Ama bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye kesin çizgilerle ayırmak doğru olmaz.

Bazı erkekler daha stratejik düşünerek “Risk nedir, hangi test yapılabilir, hangi uzmanla görüşmeliyiz?” diye yaklaşabilir. Bazı kadınlar ise “Bebeğim nasıl olacak, ileride hayatı nasıl etkilenecek, ona nasıl destek olurum?” gibi daha ilişkisel ve topluluk odaklı sorular sorabilir.

Fakat bunun cinsiyetten çok kişilik, eğitim, aile kültürü ve yaşanmışlıklarla ilgili olduğu unutulmamalı.

Hatta aynı kişi iki yaklaşımı birden taşıyabilir. Bir baba bütün genetik araştırmaları inceleyip aynı zamanda çocuğunun geleceği konusunda son derece duygusal olabilir. Bir anne ise hem yoğun empati gösterebilir hem de bütün tıbbi seçenekleri tablo halinde karşılaştırabilir.

Bence burada asıl değerli olan, farklı bakış açılarını yarıştırmak yerine birleştirmek.

Çünkü otizm söz konusu olduğunda yalnızca “Risk ne?” sorusu yetmiyor. “Bu çocuk nasıl desteklenir?”, “Aile neye ihtiyaç duyar?”, “Toplum hangi engelleri kaldırmalı?” soruları da aynı derecede önemli.

Otizm Konusunun Kültürel ve Ekonomik Boyutu

Otizmin yalnızca tıbbi bir konu olduğunu düşünmek de eksik kalıyor.

Tanı süreçleri, özel eğitim, konuşma ve iletişim desteği, ergoterapi, okul düzenlemeleri ve ailelerin zaman ihtiyacı ekonomik ve sosyal boyutlar taşıyor.

Üstelik ülkeden ülkeye büyük farklılıklar bulunuyor. Bir ülkede erken gelişimsel değerlendirme hizmetlerine ulaşmak kolayken başka bir ülkede aileler aylarca uzman beklemek zorunda kalabiliyor.

Burada Türkiye açısından da önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bir çocuğun gelecekteki gelişimini yalnızca biyolojik özellikleri mi belirliyor, yoksa eğitim ve destek sistemine ulaşabilmesi de sonucu etkiliyor mu?

Ben ikinci kısmın göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü otizm tanısı alan iki çocuğun ihtiyaçları birbirinden çok farklı olabilir. Birinin yoğun iletişim desteğine ihtiyacı varken başka bir çocuk akademik olarak çok güçlü olabilir fakat duyusal hassasiyetleri nedeniyle farklı bir eğitim ortamına ihtiyaç duyabilir.

NIMH de otizm spektrumundaki insanların güçlü yönlerinin bulunabileceğini; örneğin ayrıntılı öğrenme, görsel-işitsel öğrenme ve bazı akademik veya sanatsal alanlarda güçlü performans gibi özelliklerin görülebileceğini belirtiyor. NIMH

Dolayısıyla geleceği yalnızca “otizm olacak mı, olmayacak mı?” şeklinde düşünmek yerine “Çocuğun bireysel ihtiyaçları ne olacak?” şeklinde değerlendirmek daha gerçekçi olabilir.

Gelecekte Gebelikte Otizm Daha Erken Anlaşılabilir mi?

Bilim burada çok hızlı ilerliyor.

Araştırmacılar genetik verileri, beyin görüntüleme yöntemlerini, biyobelirteçleri ve gelişimsel verileri bir arada kullanarak otizmin biyolojik temellerini daha iyi anlamaya çalışıyor.

Bazı çalışmalar bebeklik döneminde, hatta doğumdan önce başlayan nörogelişimsel farklılıkları araştırıyor. Ancak araştırma düzeyindeki bir biyobelirteç ile klinikte güvenilir bir tanı testi arasında büyük mesafe bulunuyor.

Ben gelecekte daha erken risk değerlendirmelerinin mümkün hale gelmesini şaşırtıcı bulmam. Fakat “erken risk tahmini” ile “kesin tanı” arasındaki etik farkın çok önemli olacağını düşünüyorum.

Çünkü prenatal bir test bebeğin ileride otizm olasılığını artırıyor gibi bir sonuç verseydi, aileler bu bilgiyi nasıl yorumlayacaktı?

Bir test yanlış pozitif verdiğinde ne olacaktı?

Bir çocuk düşük riskli görünüp sonradan otizm tanısı aldığında aileler ne hissedecekti?

Daha da önemlisi, toplum prenatal genetik bilgiyi destek amacıyla mı kullanacaktı, yoksa farklı nörogelişimsel özelliklere sahip çocukların dünyaya gelmesini engellemeye yönelik baskılar mı ortaya çıkacaktı?

Bence bilim ilerledikçe bu sorular en az biyolojik sorular kadar önemli hale gelecek.

Hamile Bir Anne Şu Anda Ne Yapmalı?

En sağlıklı yaklaşım, gebelik boyunca genel prenatal bakımı aksatmamak ve doktorun önerdiği kontrolleri düzenli şekilde yaptırmak.

Otizm açısından ise rutin ultrason görüntülerinden anlam çıkarmaya çalışmak veya internette “gebelikte otizm belirtileri” şeklindeki doğrulanmamış listeleri takip etmek yerine çocuğun doğum sonrası gelişimini izlemek daha anlamlı.

Eğer ailede bilinen bir genetik hastalık varsa, daha önce otizm tanısı almış bir çocuk bulunuyorsa veya doktor herhangi bir genetik/nörogelişimsel risk nedeniyle değerlendirme öneriyorsa genetik danışmanlık gündeme gelebilir.

Buradaki temel düşünce şu olmalı:

Gebelikte otizmi kesin olarak görmek bugün mümkün değil; fakat otizmin biyolojik kökenlerini anlamaya yönelik araştırmalar doğum öncesi dönemin önemini giderek daha fazla ortaya koyuyor.

Bu ikisini birbirinden ayırdığımızda konu çok daha anlaşılır hale geliyor.

Sonuç Yerine: Asıl Sormamız Gereken Soru Ne?

“Gebelikte otizm nasıl belli olur?” sorusunun bilimsel cevabı bugün için oldukça net: Otizm gebelikte rutin ultrasonla veya standart bir kan testiyle kesin olarak saptanamaz.

Bununla birlikte otizmin gelişimsel kökenleri doğum öncesi döneme kadar uzanabilir ve genetik faktörler başta olmak üzere çok sayıda biyolojik süreç araştırılmaktadır. NICHD+1

Bence bu konuda ailelerin kendilerini suçlamaması özellikle önemli. Bilim otizmi tek bir davranışa, tek bir yiyeceğe, tek bir gebelik olayına veya tek bir ebeveyn hatasına indirgeyemiyor.

Belki gelecekte gebelik sırasında daha ayrıntılı risk tahminleri yapılabilecek. Fakat teknolojinin ilerlemesiyle birlikte yalnızca “Bunu önceden anlayabilir miyiz?” sorusunu değil, “Bu bilgiyi nasıl etik ve insani biçimde kullanmalıyız?” sorusunu da konuşmamız gerekecek.

Forumda tartışmaya değer birkaç soru da bence şunlar:

Gebelikte ileride otizm ihtimalini gösteren bir test geliştirilseydi, siz böyle bir testi yaptırmak ister miydiniz?

Prenatal risk bilgisinin aileyi hazırlaması mı daha önemli olurdu, yoksa gereksiz kaygı yaratma ihtimali mi?

Otizm araştırmalarında gelecekte daha fazla kaynak tanı ve erken müdahaleye mi, yoksa otizmin biyolojik nedenlerini bulmaya mı ayrılmalı?

Bir çocuğun hayat kalitesini belirleyen şey yalnızca nörogelişimsel özellikleri midir, yoksa eğitim, aile desteği ve toplumun sunduğu imkanlar da en az biyoloji kadar önemli midir?

Bence konunun en insani tarafı tam burada ortaya çıkıyor. Amaç yalnızca doğmadan önce “ne olacak?” sorusunun cevabını bulmak değil; hangi özelliklere sahip olursa olsun dünyaya gelen bir çocuğun mümkün olan en iyi desteğe, anlayışa ve gelişim fırsatlarına ulaşabilmesini sağlamak olmalı.
 
Üst