Sarp
New member
“Dönen Yok Seferinden” Şiiri Kimin? İlk Cevap: Yahya Kemal Beyatlı
Bir şiirin yalnızca son dizesini hatırlayıp bütün şiirin adını bulmaya çalışmak, edebiyat dünyasının küçük ama eğlenceli bilmecelerinden biri. Hani telefonda bir şarkının nakaratını mırıldanırsınız ama şarkının adını bir türlü çıkaramazsınız ya… Sonra da “Bunu kesin biri biliyordur” diyerek internete düşersiniz. İşte “Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden” dizesi de tam olarak böyle bir hafıza tuzağıdır.
Önce en net bilgiyi verelim: “Dönen yok seferinden” dizesi, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sessiz Gemi” adlı şiirinde yer alır. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim materyallerinde de şiir doğrudan Yahya Kemal Beyatlı’ya ait olarak verilir; aynı kaynak şiirin aruz ölçüsünü “Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün” şeklinde gösterir. EBA Kitap+1
Yani forumlarda bazen farklı şair isimleriyle karşılaşılsa da, bu dizeyi gördüğümüzde doğru kapı Yahya Kemal Beyatlı – Sessiz Gemi kapısıdır.
Ama asıl ilginç taraf bundan sonra başlıyor.
“Dönen Yok Seferinden” Aslında Şiirin Adı Değil
Burada küçük bir ayrıntı büyük bir karışıklığa yol açıyor. “Dönen yok seferinden” şiirin adı değil, “Sessiz Gemi”nin son dizesidir.
Şiirin tamamı düşünüldüğünde karşımıza bir gemi, liman, yolculuk, bekleyen insanlar ve geri dönmeyenler çıkar. İlk bakışta insanın aklına doğrudan ölüm geliyor. Zaten yıllardır şiir çoğunlukla ölüm ve ayrılık temaları üzerinden okunuyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın edebiyat materyalinde de “Sessiz Gemi”, Yahya Kemal’in şiir anlayışı içinde değerlendirilirken gemi ve liman imgelerinin yanında hayal, izlenim, benzetme ve mecazlardan yararlanıldığı belirtiliyor. Şiirin saf şiir anlayışıyla bağlantısı da özellikle vurgulanıyor. EBA Kitap
Fakat şiiri yalnızca “ölüm şiiri” diye bir çekmeceye koyup kapağını kapatmak biraz haksızlık olur.
Çünkü iyi şiirin güzelliği de burada: Aynı dizeler bir insan için ölüm, başka biri için ayrılık, bir başkası için biten aşk, hatta başka biri için hayatın geri döndürülemezliği anlamına gelebiliyor.
Şiir adeta okuyucuya şöyle diyor:
“Gemiyi ben çizdim, rotayı sen belirle.”
Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?
Yahya Kemal Beyatlı, 1884’te Üsküp’te doğmuş, Türk şiirinin önemli isimlerinden biridir. 1958’de İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Şiirlerinde özellikle tarih, İstanbul, musiki, zaman, ölüm ve estetik gibi konular dikkat çeker.
Onun şiir anlayışında kelimelerin yalnızca sözlük anlamları değil, sesleri ve birbirleriyle oluşturdukları ahenk de önemlidir. Bu nedenle Yahya Kemal’in şiirlerini yalnızca “ne anlatıyor?” diye okumak bazen eksik kalır. “Nasıl söylüyor?” sorusu da en az içerik kadar önemlidir.
“Sessiz Gemi” bu bakımdan oldukça güzel bir örnektir. MEB kaynaklarında şiirin sembolizm ve parnasizm etkileriyle birlikte değerlendirilmesi, betimleyici anlatım ve mecazlardan yararlanması özellikle belirtilmektedir. OGM Materyal
Üstelik şiirin adı da başlı başına bir sanat fikri taşıyor: Sessiz Gemi.
Gemi var.
Yolculuk var.
Liman var.
Ama gürültü yok.
Veda var.
Fakat dramatik bir bağırış çağırış yok.
Yahya Kemal’in şiir dünyasının zarif tarafı biraz da burada ortaya çıkıyor.
Peki “Sessiz Gemi” Neyi Anlatıyor?
Şiirin en yaygın yorumunda gemi, insanın dünyadan ayrılışını; liman, hayatı; yolculuk ise ölümü simgeliyor.
Bu yorumun ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Şiirde geri dönüşün mümkün olmadığı bir yolculuk anlatılıyor. Geride kalanların bekleyişi, gidenlerin dönmemesi ve zamanın ilerlemesi ölüm düşüncesini güçlü biçimde çağrıştırıyor.
Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bir şiirin ölüm çağrışımı yapması, mutlaka yalnızca ölüm için yazıldığı anlamına gelmez.
Nitekim “Sessiz Gemi”nin yazılış hikâyesi konusunda edebiyat ve kültür yazılarında farklı anlatımlar bulunuyor. Bazı kaynaklarda şiirin Yahya Kemal’in Celile Hanım’la yaşadığı ilişki ve ayrılık bağlamında ortaya çıktığı aktarılıyor. Bu anlatıya göre şiirdeki gemi, ölümden ziyade bir ayrılığın duygusal izdüşümü olarak da okunabilir. Ensonhaber+1
Dolayısıyla burada forum usulü küçük bir tartışma açmak mümkün:
Bir şiiri yazıldığı düşünülen olay mı belirler, yoksa şiirin okuyucuda uyandırdığı anlam mı?
Bence edebiyatın en güzel tartışmalarından biri tam olarak bu.
Bir insan “Sessiz Gemi”yi dinlediğinde hayatını kaybetmiş bir yakınını düşünebilir.
Başka biri yıllar önce bitmiş bir aşkı hatırlayabilir.
Bir başkası memleketinden ayrıldığı günü…
Bir diğeri ise artık geri dönmeyeceğini bildiği eski hayatını…
Şiirin gücü biraz da bu çoğulluğunda.
İşin İçinde Celile Hanım Meselesi Nereden Çıkıyor?
“Sessiz Gemi” hakkında konuşulurken sık sık Celile Hanım’ın adı geçer. Celile Hanım, Nâzım Hikmet’in annesi olan ressamdır. Yahya Kemal ile Celile Hanım arasında bir aşk ilişkisi bulunduğu edebiyat kaynaklarında ve biyografik anlatılarda yer alır.
Bazı anlatımlarda “Sessiz Gemi”nin, Celile Hanım’ın adadan İstanbul’a dönüşüyle bağlantılı olduğu aktarılır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: İnternette bu hikâyenin ayrıntıları zaman zaman birbirinden farklı biçimlerde aktarılıyor. Bu nedenle “şiirin kesinlikle şu olayın şu dakikasında yazıldığı” gibi aşırı kesin ifadeler kullanmak yerine, şiirin Celile Hanım’la ilişkilendirilen bir ayrılık hikâyesi bulunduğunu söylemek daha sağlıklı.
Edebiyatta söylenti ile belge arasındaki mesafe bazen bir vapur iskelesi kadar kısa, bazen İstanbul trafiği kadar uzundur.
Bu yüzden araştırma yaparken kaynağın niteliğine bakmak gerekiyor.
MEB’in eğitim materyalleri şiirin Yahya Kemal’e ait olduğunu ve edebî özelliklerini açıkça doğruluyor. EBA Kitap Celile Hanım bağlantısı ise daha çok biyografik ve kültürel anlatılarda karşımıza çıkıyor. Ensonhaber+1
Erkekler Strateji Kuruyor, Kadınlar Duyguyu Okuyor mu? Biraz Yavaş!
Burada konuya biraz forum mizahı katalım.
Şiiri okuyan bir erkek şöyle düşünebilir:
“Tamam, gemi gidiyor. Liman belli. Geri dönüş yok. Demek ki sonuç belli. Konuyu çözdük.”
Kadın okuyucu ise:
“Bir dakika… Gemi neden sessiz? Kim kaldı? Giden neden gitti? Geride kalan ne hissediyor? Bu ilişkinin geçmişinde ne vardı?”
Ve beş dakika sonra iki taraf aynı şiir hakkında iki farklı konferans vermeye başlayabilir.
Bir şiirin yalnızca son dizesini hatırlayıp bütün şiirin adını bulmaya çalışmak, edebiyat dünyasının küçük ama eğlenceli bilmecelerinden biri. Hani telefonda bir şarkının nakaratını mırıldanırsınız ama şarkının adını bir türlü çıkaramazsınız ya… Sonra da “Bunu kesin biri biliyordur” diyerek internete düşersiniz. İşte “Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden” dizesi de tam olarak böyle bir hafıza tuzağıdır.
Önce en net bilgiyi verelim: “Dönen yok seferinden” dizesi, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sessiz Gemi” adlı şiirinde yer alır. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim materyallerinde de şiir doğrudan Yahya Kemal Beyatlı’ya ait olarak verilir; aynı kaynak şiirin aruz ölçüsünü “Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün” şeklinde gösterir. EBA Kitap+1
Yani forumlarda bazen farklı şair isimleriyle karşılaşılsa da, bu dizeyi gördüğümüzde doğru kapı Yahya Kemal Beyatlı – Sessiz Gemi kapısıdır.
Ama asıl ilginç taraf bundan sonra başlıyor.
“Dönen Yok Seferinden” Aslında Şiirin Adı Değil
Burada küçük bir ayrıntı büyük bir karışıklığa yol açıyor. “Dönen yok seferinden” şiirin adı değil, “Sessiz Gemi”nin son dizesidir.
Şiirin tamamı düşünüldüğünde karşımıza bir gemi, liman, yolculuk, bekleyen insanlar ve geri dönmeyenler çıkar. İlk bakışta insanın aklına doğrudan ölüm geliyor. Zaten yıllardır şiir çoğunlukla ölüm ve ayrılık temaları üzerinden okunuyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın edebiyat materyalinde de “Sessiz Gemi”, Yahya Kemal’in şiir anlayışı içinde değerlendirilirken gemi ve liman imgelerinin yanında hayal, izlenim, benzetme ve mecazlardan yararlanıldığı belirtiliyor. Şiirin saf şiir anlayışıyla bağlantısı da özellikle vurgulanıyor. EBA Kitap
Fakat şiiri yalnızca “ölüm şiiri” diye bir çekmeceye koyup kapağını kapatmak biraz haksızlık olur.
Çünkü iyi şiirin güzelliği de burada: Aynı dizeler bir insan için ölüm, başka biri için ayrılık, bir başkası için biten aşk, hatta başka biri için hayatın geri döndürülemezliği anlamına gelebiliyor.
Şiir adeta okuyucuya şöyle diyor:
“Gemiyi ben çizdim, rotayı sen belirle.”
Yahya Kemal Beyatlı Kimdir?
Yahya Kemal Beyatlı, 1884’te Üsküp’te doğmuş, Türk şiirinin önemli isimlerinden biridir. 1958’de İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Şiirlerinde özellikle tarih, İstanbul, musiki, zaman, ölüm ve estetik gibi konular dikkat çeker.
Onun şiir anlayışında kelimelerin yalnızca sözlük anlamları değil, sesleri ve birbirleriyle oluşturdukları ahenk de önemlidir. Bu nedenle Yahya Kemal’in şiirlerini yalnızca “ne anlatıyor?” diye okumak bazen eksik kalır. “Nasıl söylüyor?” sorusu da en az içerik kadar önemlidir.
“Sessiz Gemi” bu bakımdan oldukça güzel bir örnektir. MEB kaynaklarında şiirin sembolizm ve parnasizm etkileriyle birlikte değerlendirilmesi, betimleyici anlatım ve mecazlardan yararlanması özellikle belirtilmektedir. OGM Materyal
Üstelik şiirin adı da başlı başına bir sanat fikri taşıyor: Sessiz Gemi.
Gemi var.
Yolculuk var.
Liman var.
Ama gürültü yok.
Veda var.
Fakat dramatik bir bağırış çağırış yok.
Yahya Kemal’in şiir dünyasının zarif tarafı biraz da burada ortaya çıkıyor.
Peki “Sessiz Gemi” Neyi Anlatıyor?
Şiirin en yaygın yorumunda gemi, insanın dünyadan ayrılışını; liman, hayatı; yolculuk ise ölümü simgeliyor.
Bu yorumun ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Şiirde geri dönüşün mümkün olmadığı bir yolculuk anlatılıyor. Geride kalanların bekleyişi, gidenlerin dönmemesi ve zamanın ilerlemesi ölüm düşüncesini güçlü biçimde çağrıştırıyor.
Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Bir şiirin ölüm çağrışımı yapması, mutlaka yalnızca ölüm için yazıldığı anlamına gelmez.
Nitekim “Sessiz Gemi”nin yazılış hikâyesi konusunda edebiyat ve kültür yazılarında farklı anlatımlar bulunuyor. Bazı kaynaklarda şiirin Yahya Kemal’in Celile Hanım’la yaşadığı ilişki ve ayrılık bağlamında ortaya çıktığı aktarılıyor. Bu anlatıya göre şiirdeki gemi, ölümden ziyade bir ayrılığın duygusal izdüşümü olarak da okunabilir. Ensonhaber+1
Dolayısıyla burada forum usulü küçük bir tartışma açmak mümkün:
Bir şiiri yazıldığı düşünülen olay mı belirler, yoksa şiirin okuyucuda uyandırdığı anlam mı?
Bence edebiyatın en güzel tartışmalarından biri tam olarak bu.
Bir insan “Sessiz Gemi”yi dinlediğinde hayatını kaybetmiş bir yakınını düşünebilir.
Başka biri yıllar önce bitmiş bir aşkı hatırlayabilir.
Bir başkası memleketinden ayrıldığı günü…
Bir diğeri ise artık geri dönmeyeceğini bildiği eski hayatını…
Şiirin gücü biraz da bu çoğulluğunda.
İşin İçinde Celile Hanım Meselesi Nereden Çıkıyor?
“Sessiz Gemi” hakkında konuşulurken sık sık Celile Hanım’ın adı geçer. Celile Hanım, Nâzım Hikmet’in annesi olan ressamdır. Yahya Kemal ile Celile Hanım arasında bir aşk ilişkisi bulunduğu edebiyat kaynaklarında ve biyografik anlatılarda yer alır.
Bazı anlatımlarda “Sessiz Gemi”nin, Celile Hanım’ın adadan İstanbul’a dönüşüyle bağlantılı olduğu aktarılır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: İnternette bu hikâyenin ayrıntıları zaman zaman birbirinden farklı biçimlerde aktarılıyor. Bu nedenle “şiirin kesinlikle şu olayın şu dakikasında yazıldığı” gibi aşırı kesin ifadeler kullanmak yerine, şiirin Celile Hanım’la ilişkilendirilen bir ayrılık hikâyesi bulunduğunu söylemek daha sağlıklı.
Edebiyatta söylenti ile belge arasındaki mesafe bazen bir vapur iskelesi kadar kısa, bazen İstanbul trafiği kadar uzundur.
Bu yüzden araştırma yaparken kaynağın niteliğine bakmak gerekiyor.
MEB’in eğitim materyalleri şiirin Yahya Kemal’e ait olduğunu ve edebî özelliklerini açıkça doğruluyor. EBA Kitap Celile Hanım bağlantısı ise daha çok biyografik ve kültürel anlatılarda karşımıza çıkıyor. Ensonhaber+1
Erkekler Strateji Kuruyor, Kadınlar Duyguyu Okuyor mu? Biraz Yavaş!
Burada konuya biraz forum mizahı katalım.
Şiiri okuyan bir erkek şöyle düşünebilir:
“Tamam, gemi gidiyor. Liman belli. Geri dönüş yok. Demek ki sonuç belli. Konuyu çözdük.”
Kadın okuyucu ise:
“Bir dakika… Gemi neden sessiz? Kim kaldı? Giden neden gitti? Geride kalan ne hissediyor? Bu ilişkinin geçmişinde ne vardı?”
Ve beş dakika sonra iki taraf aynı şiir hakkında iki farklı konferans vermeye başlayabilir.