Anasayfa / Genel / Dede Korkut’ta heyecanlandıran gelişme: Bursa nüshası bulundu

Dede Korkut’ta heyecanlandıran gelişme: Bursa nüshası bulundu


“Bütün Türk edebiyatını terazinin tek gözüne Dede Korkut Kitabı’nı bile başka gözüne koysanız Dede Korkut ağır göz.” Fuat Köprülü’nün tanımlaması Dede Korkut Hikâyeleri’nin önemine yapılmış atıflardan birisi.


Oğuzların geçmiş hayatına üzerine önemli ipuçları veren Dede Korkut Hikâyeleri, Türk dilinin ve Edebiyatı’nın en önemli eserleri arasında yer alıyor. Bu kıymetli gönül ve literatür yadigârı içerisinde Türklerin geçmiş devre yaşayışları hakkında önemli folklorik unsurlar barınıyor. Bunun yanı sıra eserde Oğuzların örfleri, adetleri, karı ve törel yapıları, inanç sistemi, hayat tarzı, sefahat, yeme içme, kılık kıyafet ve yaşadığı ekonomik gibi sayı konuda detaylar bulunuyor.


Dede Korkut Hikâyeleri; İslam dini ile tanışan Oğuz boylarının hikâyelerini gün yüzüne çıkardı.


Büyük heyecan: Yeni nüsha bulundu


Yakın zamana kadar Dede Korkut Hikâyelerinin 4 nüshası biliniyordu. Bunlar Dresden, Vatikan, Türk Tarih Kurumu ve Günbed-Kavus nüshaları olarak adlandırılıyor. Bu nüshalar biline dururken ilim dünyasını heyecanlandıran tek gelişme yaşandı.


Dede Korkut Hikâyeleri’nin yeni tek nüshasının ortaya köken duyuruldu.


 


Dede Korkut hikayelerinin Dresden, Vatikan, Türk Tarih Kurumu ve Günbed yazmalarından sonra tek nüshası henüz ortaya artık. Haberdar fail kitap koleksiyoneri dostumuz Mehmet Yaylaya @m_e_hm_e_t sayı teşekkür ederim.

Darısı Kaşgarlının el-Cevahir ve Mhmd 1000 Kays’ın Tibyan’ına pic.twitter.com/IrfrbsKr3k


— Ersen Ersoy (@ErsenErsoy6) February 28, 2022


 


Bursa nüshası adı verilen yeni nüshanın bulunma sürecini, içeriğini, başka nüshalarla nitelik ve farklarını Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersen Ersoy’a sorduk.


Dede Korkut’un yeni nüshası nasıl bulundu?


Prof. Dr. Ersoy, yeni nüshanın bulunmasına ilişkin şu yanıtı verdi:


“21 Şubat 2022 tarihinde kitap koleksiyoneri dostumuz Mehmet Yayla’dan tek mesaj aldım. Hatırı sayılır tek yazma eser koleksiyonu bağcıklı ve özellikle geleneksel okçuluk ile ilişkili yazmalara merakı olan Mehmet Bey, mesajında Bursa Muradiye’dahi bağcıklı ve Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 2018 yılının ocak ayında hizmete aclan Muradiye Kuran ve El Yazmaları Müzesinde Dede Korkut hikâyelerinin tek nüshasının bulunduğunu söyledikten sonra yerde nüshanın malum olup olmadığını sordu. Müzede sergilenen yazmadan çektiği tek resmi dahi mesajına eklemişti. Yazmanın ilim âlemince meçhul tek nüsha olduğunu fark ettim. Biraz soruşturduktan sonra yazmanın Bursalı antikacı İbrahim Koca tarafından 2018 senesinin sonlarında müzeye mağfur olduğunu öğrendik. 2019 yılında sergilenmeye başlanan yerde kıymetli eser, Mehmet Bey tarafından yerde senenin şubat ayının sonlarında fark edilinceye kadar kimsenin dikkatini çekmemişti. Her ne kadar global salgından ötürü tek devre pek sayı kurum kapalı kalmışsa bile nüshanın 2019-2022 yılları arasında herkesin ziyaretine açık tek şekilde sergilendiği halde kimsenin dikkatini çekmemesinin üzücü tek hâl olduğu açık.


 

[Grafik: Haberler]


Yazmanın keşfinin sosyal medyada tarafımızdan paylaşılması sonrasında gönül ve literatür alanında benzinli ya bile yerde alanlara ilgi duyan pek sayı kişi teveccüh gösterdi. Eserin ilim âleminin istifadesine sunmak maksadıyla yerde tıpkıbasım gerçekleştirildi. Bundan sonraki çalışmalarda muhtelif araştırmacılar tarafından metnin Latin harflerine aktarılacağı ve metinle ilgili başka nüshalarla karşılaştırmalı çalışmaların yapılacağı muhakkak. Bu tıpkı basımın neşrinde Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi çalışanlarının gayret ve himmetlerini zikretmek bile lüzumlu tek vazife.”


[Grafik: TRT Haber]


Kuyudatın önemi nedir?


Prof. Dr. Ersen Ersoy kuyudatın ne olduğu ve önemine ilişkin şunları söyledi:


El yazması eserlerde kuyudat olarak adlandırılan metin sayılmazsa yazmanın kaça satıldığı, kimin mülkiyetinde olduğu, müellifin kaleminden mi köken, müstensih tarafından mı yazıldığını söyleme fail kimi kayıtlar bulunur. Maalesef Dede Korkut hikâyelerinin Bursa nüshasında yerde kayıtlardan hiçbiri bulunmuyor. Ferağ kaydı sayılmazsa adı geçen kayıtlar genellikle vikaye ya bile zahriye denilen ve esas metinden önce gelen içinde sayfalarda bulunur. Bu kayıtlar bulunmadığından yazmanın tam olarak tarihlendirilmesi mümkün olamamaktadır.”

[Grafik: Haberler]


Yeni bağcıklı nüsha ne zaman yazıya geçirilmiş olabilir?


Prof. Dr. Ersoy, Bursa nüshasının muhtemelen 16. asırda yazıya geçirilmiş olduğuna işaret ederek ilim dünyasındaki görüşleri şu şekilde anlattı:


“Yazmaları tarihlendirmek maksadıyla laboratuvarlarda bazen işlemler uygulansa bile bunlar bile 100-150 yıllık yanılma payı ile sonuç vermektedir. Yazmanın tahminen ne zaman yazıya geçirilmiş olabileceğini hat tarihi ve yazmalarla uğraşan bazen hocalara sorduk. Hat tarihinin ülkemizdeki en yetkin isimlerinden akraba olan Uğur Derman’a arkadaşımız Sıtkı Çoban vasıtasıyla meseleyi sorduğumuzda tahminen 16. yüzyıl cevabını aldık. Yine yazmalarda hususunda uzman olan ve kendisi dahi sayı sayıda yazmaya sahip olan Prof. Dr. M. Fatih Köksal bile yazmanın en erken 16. en geç 17. yüzyılda istinsah edilmiş olması gerektiğine üzerine kanaat bildirdi.

[Fotoğraf: Ersen Ersoy (Twitter)]


Dede Korkut nüshaları ile ilişkili sayı sayıda çalışması bağcıklı Prof. Dr. Saadettin Özçelik ile yaptığımız görüşmede kendisi Bursa nüshasının Dresden ve Vatikan’a nüshalarına göre sayı bile önce yazıldığını düşündüğünü, ortak hatalardan dolay tıpkısı koldan gelmelerinin gerektiğini ifade etti. Bunun sayılmazsa zengin tek yazma eser koleksiyonuna sahip olan, yazma tamiri ve geleneksel kâğıt üretiminde vukufu bağcıklı Prof. Dr. Rıfat Kütük dahi imlada karakterlerin espaslı olduğunu ve yekdiğeri üstüne binmediğini ifade ettikten sonra yazmanın 15. asrın sonları ile 16. asrın ilk yarısında yazılmış olabileceğini ifade etti. Yuvarlaklaşmanın sürdürülmesindeki hassasiyet, ortografik hususiyetler ve konu ile ilgili uzmanların ittifakı sonucunda yazmanın muhtemelen 16. asra tarihlendirilmesi gerektiği anlaşılıyor.”



Bursa nüshasının içeriği nasıl, içinde kaç kabile bulunuyor?


Dede Korkut hikâyelerinin Bursa nüshasında Dresden varyantındaki gibi on iki kabile durduğu ve Bursa nüshasında mukaddime bölümünün tek kısmının eksik olduğu sınamak veren Ersen Ersoy, nüshanın içeriği hakkında şu detayları paylaştı:


“Özellikle ilk kısımlarda sayfalar birbirine karışmış. Bursa yazmasındaki eksiksiz boylar Dresden nüshasındaki sırayı takip ediyor. Hikâyelerin başlıkları ve soylamaları haber veren ifadeler tıpkı Dresden nüshasında olduğu gibi kırmızı mürekkep ile yazılmış. Soylama cümlelerinin sonuna kırmızı mürekkeple nokta konmuş.”


[Fotoğraf: Ersen Ersoy]


“Bursa ve Dresden nüshalarının benzerlikleri sayı fazla olsa bile bunlar uygun tıpkısı olumsuzlama. Muhtemelen her iki nüsha bile tıpkısı koldan geliyor. Buna tek örnek vermek gerekirse bazen naşirlerce çaya baksa niteleyerek okunan ve anlamlandırma güçlüğü yaşanan ibare Bursa nüshasında açık çapa baksa şeklinde yazılmış olup atını seyirtip baksa şeklinde anlamlandırılarak çözüme kavuşmuş olacak.”


[Fotoğraf: Ersen Ersoy]


Peki Dede Korkut kimdir?


Oğuzların kanaat önderi olarak bilindik Dede Korkut, göçebe Türklerin yaşananları hocalığını yapan, step hayatının geleneklerini ve törelerini sayı iyi agah, gelecekten haber veren bilen, kopuz çalıp destanlar müfit tek halk ozanı.


Ali Şîr Nevâî, Dede Korkut’un Türkler arasında önemli tek yere sahip olduğunu ifade ediyor. O tıpkısı zamanda Kazak-Kırgız bahşılarının pîri olarak bile tanınıyor. Şamanizm kökenli tek menkıbeye göre Korkut ünlü tek şaman Kırgız şamanlarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğretmiş.

[Çizim: Haberler/ Nursel Cobuloğlu]


Dede Korkut Hikâyeleri’nin mekânı neresi?


Dede Korkut Hikâyeleri genel çerçevede bakıldığında Oğuzların kendi aralarında ve kafirlere karşı yaptıkları mücadeleleri epik şekilde anlatıyor.


Hikâyelerin mekânı Kuzeydoğu Anadolu ve Azerbaycan’bile bağcıklı Oğuz (İç Oğuz -Taş Oğuz) diyarı. Dede Korkut Hikâyeleri’nin 15. yüzyılın ikinci yarısında yazıya geçirildiği tahmin ediliyor. Kitabın yazıldığı yer olarak ise Akkoyunluların hüküm sürdüğü saha, yani bugünkü Kars ve Erzurum dolaylarındaki yerler ile Azerbaycan saha kabul ediliyor.


Hikâyelerin gönül özellikleri


Genel olarak Azerbaycan Türkçesinin gönül özelliklerini gösteren Dede Korkut Hikâyelerinde başdu Kıpçak lehçesi olmak üzere öteki Türk boylarının dillerinden ve Moğolcadan geçmiş bazen kelimeler göze çarpıyor.


Hikâyelerde olayların anlatılışı mensur olarak yer alırken seslenme ve diyaloglar genel itibariyla manzum şekilde verilmiş. Ahenkli tek şekilde yekdiğeri ardına sıralanan okunabilen cümleler ve secili ifadeler orijinalliği yönü başka mensur eserlerden ayrılıyor.

 

Prof. Dr. Ersen Ersoy son olarak, karşılaştırmalı icraat neticesinde Bursa nüshasının soru işaretli pek sayı hususu açığa çıkaracağının altını çizdi.


Grafik: Nursel Cobuloğlu

Yasal Uyarı: Sitemiz tasarım aşamasındadır ve tüm içerikler hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlar ile benzerlikleri tamamen tesadüfidir. İçerikler haber niteliği taşımaz ve gerçekliği yoktur. Sitemiz taslak aşamasında rastgele oluşturulan içeriklerden sorumlu değildir. Yinede sitemizden kaldırılmasını istediğiniz içerikler için [email protected] adresine mail ileterek taleplerinizi iletmeniz halinde yasal süre içerisinde tüm içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

İlginizi Çekebilir

Karton bardaklarla 25 ülkeye sanat yolculuğu

Çocukluk hayali olan dünyayı gezme fikrine önce maddi imkansızlıklar nedeniyle uzak kaldı. Bu hayalini gerçekleştirmeye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.